Sözleşme Serbestisi İlkesi

Sözleşme özgürlüğü ilkesine A.Y.6 m.48/1 de açıkça yer verilmiş
ve bu ilke garanti altına alınmıştır. Ayrıca Türk Borçlar Kanunu da ferdî hürriyete ehemmiyet veren bir muhtevaya sahiptir. Zira Türk Borçlar
Kanunu liberal bir anlayışın etkisiyle hazırlanmıştır. Bu anlayış Türk Borçlar Kanununun irade muhtariyeti ilkesi bağlamında hazırlanmasına önemli derecede etki etmiştir. İrade muhtariyeti ilkesinin bir dalı olarak sözleşme özgürlüğü ilkesi bireyci ve liberal hukuk anlayışının etkisiyle TBK’ da asli bir kural olarak düzenlenmiştir. Nitekim TBK m. 26’ da “Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.” hükmüne yer verilerek sözleşmenin muhtevasını belirlemede, TBK 12/1’ de “Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir.” hükmüyle sözleşmelerin şeklini belirlemede tarafların serbestliği ilke olarak
benimsenmiş ve böylece sözleşme özgürlüğü bu hükümlerde somutlaşmıştır.

Sözleşme Özgürlüğünün Sınırları

-Sözleşme özgürlüğü kavramının bir yönünü, sözleşme yapma zorunluluğu oluşturmaktadır. Zira bir sözleşme yapma zorunluluğu söz konusuysa sözleşme özgürlüğü de o nispette sınırlandırılmış olmaktadır. O halde sözleşme özgürlüğünün ilke olarak kabul edildiği bir hukuk sisteminde sözleşme yapma zorunluluğunun var olduğu hallerin ortaya konulması, sözleşme özgürlüğünün çerçevesinin tespitini sağlayacaktır.
Hukuki işlemlerin geçersiz olmalarına dair hükümler, sözleşmeler için de söz konusudur. Binaenaleyh sözleşmelerin geçersizliği neticesini veren kesin hükümsüzlük halleri mutlak sözleşme özgürlüğünü kısıtlamış olmaktadır ki bu sözleşme özgürlüğünün sınırlarına dair en genel ve en geniş çerçeveyi ifade etmektedir. Hukuk sisteminin geçerli kabul ettiği sözleşmeler açısından sözleşme zorunluluğunun bulunduğu haller ise önsözleşme gibi bir hukuki kurum olabileceği gibi kanundaki bir maddeye dayanan özel bir hal de olabilmektedir.

-Bir sınırını da TBK 27 oluşturur. Sözleşmeler kanunun emredici hükümlerine,
kamu düzenine, kişilik haklarına, ahlâka aykırı olamazlar. Aynı şekilde sözleşmelerin konusu imkânsız da olamaz. Bütün bu hallerde sözleşmelerin kesin hükümsüzlüğü (butlan) söz konusu olmaktadır. Şu halde sözleşmenin hukuk sistemi tarafından şekle bağlandığı hallerde şekil açısından, sözleşmenin kamu düzenine veya kanunun emredici hükümlere veya ahlâka uygunluğunun şart koşulması durumunda
muhteva açısından bir sınırlamanın varlığı söz konusu olmaktadır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top