Weber Kimdir?

HAYATI:

1864-1920 yılları arasında yaşayan Maximilian Karl Emil Weber, Almanya’da yaşayan Protestan ve bir o kadar da baskıcı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Bilgi birikiminde çok büyük katkısı olan bir aile, akraba ve çevreye sahiptir. Entelektüel zenginliğinde bu üç faktörün rol oynadığını söyleyebilmek mümkündür.

Ailesinin, özellikle babasının yönlendirmesiyle hukuk okuyan Weber’in ilgi alanları ve okumaları çok çeşitliydi; tarih, hukuk ve felsefeyi içeriyordu. İlerleyen dönemlerde akıl sağlığını yitiren Weber’in, o döneme kadar yayımlanmış tek eseri olan Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu adlı eseri dışında bizlere ulaşan iki eseri, eşi Saint- Gobein Weber tarafından toplanan notlarıyla kitap haline getirilmiştir. Weber, 1920 yılında Almanya’da, yakalandığı zatürreden dolayı hayata gözlerini yummuştur.

Hukuk Felsefesine Yaptığı Katkı Nedir?

Weber’in sosyolojisi temelde “toplumsal davranışı” ele alır.Dolayısıyla hukuk normlarının kökeniniteorik olarak açıklarken de kimi toplumsal davranışların alışkanlık haline dönüşmesini temel almıştır. Burada toplumsal davranışa değinmek gereklidir. Weber sosyal olguların bireyin davranışlarını belirleyen baskın bir unsur olmadığını, aksine bireysel eylemlerle sosyal olguların oluştuğunu ifade eder. Bu sebeple Weber sosyolojisine “anlayış sosyolojisi” de denmektedir. Önemli olan, tekrar eden sosyal davranışlar olduğundan ve hukuk da buna paralel şekillendiğinden
dolayı hukuk toplumsal-siyasal yapıya göre farklı görünümler alabilecektir. Bu görünümleri Weber’in meşru otorite türlerine ilişkin üçlü ayrımına göre kısaca ifade edebiliriz:

-Karizmatik otoritede “bir bireyin ayrıksı (istisnai) kutsallığına, kahramanlığına ya da örneklik edici özelliklerine ya da onun tarafından açıklanan ya da buyrulan kuralsal kalıpların ya da buyruğun kutsallığına olan derin bağlılık” olduğu için burada söz konusu olan hukuk, irrasyonel temele dayanır.

-Geleneksel otoritede de benzer şekilde karizma kuşaktan kuşağa soy aracılığıyla aktarıldığı için hukuk gelenek ve kalıtım ile irrasyonel şekilde desteklenir.

-Rasyonel otoritede ise hukuki düzen geleneksel ya da karizmatik bir otoriteden değil gayrişahsi ve rasyonel kurallardan kaynaklanır. Dolayısıyla hukuk kuralları rasyonel
veya irrasyonel şekilde ortaya çıkabilecektir.

“Weber’e göre sosyolojik olarak teminat altına alınmış bir hukuktan söz edebilmek için
kuvvete dayanmayan hukuki zorlama görevini yüklenmiş bir zorlama cihazının varlığı ve bu zorlama cihazının belli kuralların geçerliliğini sağlayacak kadar etkili olması gerekli ve yeterlidir.” Weber sosyolojisinde “hukuki güvenlik” önem arz eden bir kavram olduğundan zorlama cihazını da bu bağlamda ortaya koymuştur. Zorlama devletten geliyorsa devlet hukukundan, onun dışındaki bir kurumdan kaynaklanıyorsa devlet dışı hukuktan bahseder. Rasyonelleşme ile devlet dışı hukuktan devletin hukukuna geçiş söz konusu olacaktır.

Weber hukuk kurallarını rasyonel ve irrasyonel olarak ayırır.Burada öncelikle Weber’in bahsettiği rasyonelliğin felsefi anlamda akılcılık değil, genel ve soyut olan kurallara bağlılık olduğu ifade edilmelidir. Bu bağlılık hukuk sistemi açısından kendini yer yer şekli veya maddi rasyonellik olarak gösterir. Bir hukuk sisteminin şekli açıdan rasyonel olması, hem yasa yapma hem de yasa bulmada kabul edilen soyut, genel ve ortak usullere fiilen uyuluyor olmasıdır. Dolayısıyla formel/şekli/maddi hukukun temeli soyutluktur. Formel olmayan sistemlerde keyfilik
görülür. Hukuk sisteminin profesyonel işlemesi, soyut hukuk kurallarının yer alması sadece formellik ile mümkündür.Formalizm hukuk sisteminin teknik olarak rasyonelleşmesini sağlar.
Ancak rasyonelleşme için formalizmin yeterli koşul olmadığı unutulmamalıdır. Formel olmayan hukuk sistemlerine örnek olarak genellikle teokrasi, monarşi verilse de demokrasinin bazı tipleri de formel olmayan hukuk türünü üretebilir. Nitekim demokratik demagoglar zaman zaman kendi maddi isteklerini gerçekleştirme ile bağlayıcı hukuk kurallarına uyma arasında kalırlar. Dolayısıyla
hukuki açıdan formellikten uzaklaşma demokratik sistemlerde dahi söz konusu olabilmektedir. Ancak hukuki formalizmin toplumun özgürlüğünü garanti ettiğini ve istikrar ile öngörülebilirlik sağlaması sayesinde hukuki güvenilirliği de sağladığı unutulmamalıdır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top